Tarihin tozlu sayfaları arasında, Anadolu'nun kuzeydoğu ucunda yankılanan bir hüzün hikayesi vardır. Bu hikaye, sadece bir şehrin işgalini değil; bir halkın kimliğini, hürriyetini ve ana vatana olan sarsılmaz bağlılığını anlatır. Artvin, tam 43 yıl boyunca Rus işgali altında kalarak, tarihimizde "Kırk Yıllık Kara Günler" olarak anılan o zorlu süreci iliklerine kadar yaşamıştır.
Artvin'in kaderi, 1877-1878 yıllarında gerçekleşen ve tarihimizde 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı ile değişti. Osmanlı İmparatorluğu'nun hem Balkanlar'da hem de Kafkaslar'da ağır yenilgiler aldığı bu savaşın sonunda imzalanan Ayastefanos Antlaşması ve ardından gelen Berlin Antlaşması (1878), Artvin için ayrılık çanlarının çalmasına neden oldu.
Rus işgali altındaki 43 yıl, Artvin halkı için büyük bir sınavdı. Rus yönetimi, bölgenin demografik yapısını değiştirmek ve "Ruslaştırmak" için çeşitli politikalar izledi. Ancak Artvin halkı, ne dilinden ne de dininden vazgeçti.
1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı, Artvin için yeni bir umut ışığı oldu. Ancak Sarıkamış Harekatı'nın dramatik sonucu, bu umutları bir süreliğine gölgeledi. Asıl kırılma noktası 1917'de Rusya'da patlak veren Bolşevik İhtilali oldu. Çarlık rejimi yıkılınca Rus ordusu cepheden çekilmek zorunda kaldı.
3 Mart 1918'de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya, Elviye-i Selâse'den çekilmeyi kabul etti. Ancak bu sevincin ömrü kısa sürdü; Mondros Mütarekesi sonrasında bölge önce İngilizlerin, ardından Gürcülerin işgaline uğradı.
Milli Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Doğu cephesinde Kazım Karabekir Paşa önderliğinde büyük bir diplomatik ve askeri zafer kazandılar. Gürcistan hükümetine verilen nota sonucunda, 23 Şubat 1921'de Türk birlikleri Artvin'e girmeye başladı.
Artvin'in 43 yıllık işgal süreci, bize vatan toprağının ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir derstir. Çoruh'un hırçın suları gibi hiçbir zaman boyunduruk kabul etmeyen bu serhat şehri, Türkiye Cumhuriyeti'nin sarsılmaz kalesi olmaya devam etmektedir.
Artvinliler için 7 Mart, sadece bir takvim yaprağı değil; hürriyetin ve vuslatın adıdır.