Bu yanlışın kaynağı büyük ölçüde il merkezinin konumunda yatıyor. Artvin şehir merkezi deniz seviyesinden yaklaşık 595 metre yüksekte, dağların arasında kurulu. Göz alabildiğine yeşil ama denizden uzak. Bu görüntü, ilin tamamının böyle olduğu izlenimini yaratıyor.
Oysa ilin batısına geçildiğinde tablo tümüyle değişiyor. Hopa, Arhavi ve Kemalpaşa ilçeleri Karadeniz'e doğrudan kıyısı olan, çay bahçeleriyle bezeli sahil kasabalarıdır. Artvin Merkez'den bu ilçelere ulaşım yaklaşık bir saatlik mesafedir. Üstelik Hopa'da aktif bir deniz limanı da bulunmaktadır; ticari ve yolcu taşımacılığına hizmet vermektedir.
02 / 08
Karagöl, Türkçe'de "koyu renkli göl" anlamına gelir; aynı adı taşıyan pek çok göl ülke genelinde bulunur. Ancak Artvin söz konusu olduğunda bu isim özellikle iki farklı noktayı işaret eder.
Borçka Karagöl, nemli Karadeniz iklimiyle şekillenmiş geniş yapraklı ormanlara ev sahipliği yapar. Sonbaharda çevresindeki kayın, meşe ve kavak ağaçları sarı-turuncu renklere büründüğünde adeta ateş almış gibi görünür. Türkiye'nin en çok fotoğraflanan doğa güzelliklerinden biri olma ünvanını bu sonbahar görüntülerine borçludur.
Şavşat Karagöl ise daha yüksek bir rakımda, dağ iklimiyle biçimlenmiş iğne yapraklı ormanlarla çevrilidir. Çam ve göknar ağaçlarının hâkim olduğu bu ekosistem, göle bambaşka bir karakter kazandırır. İki göl arasında yalnızca coğrafi değil, ekolojik anlamda da belirgin bir fark vardır.
03 / 08
3.937 metre rakımlı zirve noktası gerçekten de Rize sınırları içinde kalır. Ancak bu durum, Kaçkar'ın yalnızca Rize'ye ait olduğu anlamına gelmez. Silsilenin önemli bir bölümü Artvin topraklarında uzanır ve birçok kritik tepe Artvin sınırları içindedir.
Dağcılık ve trekking açısından bakıldığında da bu gerçek somutlaşır. Kaçkar'ın en popüler ve en erişilebilir güney güzergahı, Yusufeli ilçesine bağlı yaylalar üzerinden başlar. Dilaver, Çaymakçur ve Karagöl-Sahara yaylaları bu güzergahın önemli duraklarıdır ve hepsi Artvin sınırları içindedir.
04 / 08
Artvin, 7.436 km² yüzölçümüyle Türkiye'nin yüzölçümü sıralamasında 39. büyük ilidir. Bu rakam, Artvin'in pek çok ülkenin toprak büyüklüğüyle kıyaslanabilir olduğunu gösterir. Yani coğrafi olarak Artvin hiç de küçük bir il değildir.
Öte yandan yaklaşık 167.000 kişilik nüfusuyla Artvin, Türkiye'nin en seyrek nüfuslu illeri arasında yer alır. İşte "küçük" algısının asıl kaynağı burası: insanı az, toprağı geniş bir il. Dağlık coğrafya ve göç, nüfusu tarihsel olarak kalabalıklaştırmamış.
Geniş bir arazide yaşayan az sayıda insanın bıraktığı sessizlik, Artvin'i küçük gösterir. Ama sınır taşlarına bakıldığında tablo farklıdır: bu topraklar oldukça geniştir.
05 / 08
Çay tarımı Rize ile özdeşleşmiş olsa da bu kültür Artvin'in sahil şeridine de derinden işlemiştir. Karadeniz kıyısına bakan Arhavi, Hopa ve Kemalpaşa ilçelerinin iklimi çay yetiştirmek için son derece elverişlidir: yüksek yağış, nemli hava ve ılıman kış koşulları.
Üç ilçede de Çaykur'a ait çay işleme fabrikaları bulunmaktadır. Mayıs'tan ekim ayına uzanan hasat döneminde bu ilçelerin yamaçları yeşil çay sıralarıyla dolup taşar. Borçka'nın bazı kesimlerinde de çay bahçelerine rastlanmaktadır.
06 / 08
Artvin'in tarihi, tek bir etnik kökene indirgenemeyecek kadar katmanlıdır. Gürcü Krallığı döneminden kalma kiliseler ve kaleler bu coğrafyada tarihsel varlığı somutlaştırır; bu nedenle Artvin zaman zaman yalnızca Gürcü mirası ile özdeşleştirilir.
Ancak günümüz Artvin'i çok daha geniş bir demografik tabloya sahiptir. Karadeniz kıyısındaki ilçelerde Laz kültürü hâkimken iç kesimlerde Türk ve Gürcü kökenli aileler yoğunlaşır. Hemşinli topluluklar da özellikle yüksek yayla köylerinde varlığını sürdürmektedir. Bu mozaik, ilçeden ilçeye, hatta köyden köye değişiklik gösterir.
07 / 08
Çoruh'un Artvin ile özdeşleşmesi son derece doğaldır. Nehrin en görkemli ve dramatik bölümü Artvin vadilerinden geçer; ilin simgesi haline gelmiştir. Ancak suyun hikâyesi çok daha uzun bir coğrafyayı kapsar.
Çoruh Nehri, Bayburt'un Mescit Dağları'ndan doğar. Erzurum'un İspir ilçesinden geçerek Artvin sınırlarına girer. Ardından Artvin'in içinden aşağı yukarı kuzey yönünde ilerleyerek Hopa yakınlarında Gürcistan topraklarına geçer ve Batum'un batısında Karadeniz'e dökülür. Türkiye dışına çıkan sayılı nehirler arasında yer alır.
08 / 08
Artvin'i yalnızca doğa turizmiyle tanımlamak, ilin kültürel mirasını geri planda bırakmak demektir. Oysa bölge, Gürcü Krallığı döneminden bu yana birçok önemli mimari esere ev sahipliği yapmaktadır.
Dolişhane, Barhal ve İşhan kiliseleri 10. yüzyıla tarihlenen Gürcü mimarisinin şaheserlerindendir. Ardanuç Kalesi, Ortaçağ'dan bu yana vadiye hâkim biçimde yükselir. Şavşat'taki Tbeti Manastırı ise yüzyıllardır dağlık coğrafyada sessizce ayakta durmaktadır.
Artvin, inanç turizmcileri, tarih meraklıları ve kültürel miras araştırmacıları için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibidir. Tanınmıyor olması onu daha az değerli kılmaz; tam tersine, kalabalıktan uzak, derin bir tarihi deneyimi mümkün kılar.
Artvin, yüzeysel bir bakışın kolaylıkla eksik bırakacağı bir yerdir. Haritada küçük görünebilir, adı sıkça duyulmayabilir; ama içine girildikçe katman katman açılan bir coğrafyadır. Bu sekiz yanlışın düzeltilmesi, Artvin'in gerçek boyutlarını görünür kılmak için atılmış küçük bir adım.